Geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2009 Çarşamba

Kuyu kebabı, Sepetçioğlu



Kuyu kebabı Sinop, Boyabat ve Taşköprü'ye has bir kebap türüdür. Özel olarak hazırlanmış kuyularda, dağlarda kekiklerle beslenmiş oğlaklar ile yapılanı makbuldür. Kuyuya atılan çam ağaçlarının közü ile birbuçuk saatte pişen bir kebap cinsidir. En iyi kuyu (tandır) kebabı, İndağı ve Ilgaz çevresinde yapılanlarıdır.

Ben ilk defa İstanbul'dan dönerken Yalova'daki Sepetçioğlu'nda yedim, Nar suyu eşliğinde güzeldi tavsiye ederim.


20 Kasım 2009 Cuma

TheHouse Cafe - Nefis bir akşam yemeği...

İstanbul sefamızın en güzel bölümlerinden birini de Nişantaşı TheHouse Cafe'de yediğimiz akşam yemeğiydi. Buraya ikinci gidişim ve gerçekten çok güzel bir atmosferi ve nefis yemekleri var. İşte benim beğeni ile yediğim lezzetler..

http://www.thehousecafe.com.tr/


Et Snitzel


Salatalı Tavuk Şiş

Naneli Limonata

Bademli dondurmalı pasta

Mehter dünyanın en eski askeri bandosudur.


Askeri müzeye gitme şansınız olur ise, mehter takımının gösterisini de mutlaka izleyin. Bursa'nında bir mehter takımı var ama ben canlı olarak ilk defa İstanbul'un mehter takımını izledim, büyük bir keyifle..


Dünyanın en eski bandosu olan mehter tarihi, VII. yy. da yazılan ve Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orhun yazıtlarına kadar uzanmaktadır. Mehter, ecdat kahramanlığının ve evrensel boyutlara ulaşmış anlayışının günümüzdeki görkemli bir anıtıdır. Dünya askeri tarihinin bu ilk bandosu, geçmiş dönem Türk müziğinin coşkulu ritimlerini bugünlere taşımaktadır.

Mehterin giysileri renk ve biçim bakımından ayrı bir güzellik arzeder. Giysilerinde tüm renkleri görmek mümkündür. Kullandığı başlıca enstrümanlar: Kaba zurna, boru, kös, davul, nakkare, zil ve cevgendir. Askeri müzik tarihinin başlangıcı ve dünya askeri bandolarının temel taşı olarak kabul edilen mehter, bugün ülkemizin çeşitli yörelerinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Yurt içinde yurt dışında verilen konserlerle tüm dünyanın ilgisini üzerine çeken mehter, varlığını ve etkili gücünü asırlar sonra bugün de sürdürmekte, toplumunun gönlünde sıcak yerini korumaktadır.

http://www.bursamehter.com/

Askeri Müze - Türünün ikinci en zengin örneğidir.


İstanbul'da kongre'de iken fırsatı kaçırmayıp Lütfü Kırdar Kongre merkezinin hemen karşısında bulunan Askeri Müze'yi gezme şansım oldu. Seyahatin en anlamlı bölümlerinden biriydi benim için diyebilirim. İnanılmaz etkileyici bir müze.. Alıp götürüyor insanı.. 2 saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Keşke daha fazla vaktim olsaydı. Gurur duyuyor insan atalarıyla.. Keşke bu müzeyi herkes gezebilse, tüm çocuklarımız görebilse. Hala gezmediyseniz gidip görmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.. Çok fazla fotoğraf çektim ancak blogta bukadarına yer verebildim.


Askeri Müze ve Kültür Merkezi 1993 yılında şimdiki yerinde, çok başarılı, modern bir sergileme düzeninde tekrar açılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ünde yetiştiği eski Harp Okulu binası tadil ve eklentiler ile müzenin elli bin parçadan oluşan koleksiyonunun dokuz bin eserine, 22 salonda mekan olmuştur. Müzenin doğu kanadı sergi, toplantı ve benzeri sosyal faaliyetler için kullanılmaktadır. Ok, yay salonunu takiben süvari araç ve silahları, kesici silahlar, Yavuz Sultan Selim, Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un fethi bölümü, erken İslam, İran, Kafkas, Avrupa ve Türk silahları, eşsiz miğfer ve zırh bölümü, ateşli silahlar, otağ ve çadırlar alt kat salonları eserleridir. Üst katta 1 Dünya savaşları, Gelibolu ve Kurtuluş Savaşı hatıraları, yakın tarih üniformalar ve Atatürk salonları Bulunmaktadır. Müzede Mehter Bandosu konserleri verilmektedir. 

http://www.tsk.tr/muze_internet/askeri_muze.htm

İki günlük İstanbul Masalı..


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
Orhan Veli Kanık

Bu hafta 2 gün bir kongreye katılmak üzere İstanbul'a gittik. Çok seviyorum İstanbul'u.. Bursa'dan sonra tabi ;) inanılmaz büyülüyor beni her ziyaretimde.. Mistik bir havası var masallar diyarı gibi.. Trafik çilesine, binbir çeşit insanına rağmen her seferinde etkilemeyi başarıyor beni bu rüya şehir.. Havası, eşsiz boğaz manzarası, tarih kokan mekanları.. Şişli'de kaldık bu defa. İyi oluyor rutin hayattan böyle kısa kopuşlar. Kendine getiriyor insanı.. Kendini hatırlatıyor. Nişantası'nda akşam yemeğimizi, Dolmabahçe'de boğaz manzaralı kahvaltımızı yaptık. Detaylar daha sonraki yazılarımda.