Püf Noktalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Püf Noktalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Mayıs 2016 Pazartesi
Ne yersen osun!
Ne yersen o olursun derler. Hangi yemekleri daha çok tüketirsen, nasıl bir insan olursun hakkında güzel bir analiz yapmışlar. Okuyalım , faydalanalım. Bakalım sen hangisisin?
- Hamur İşleri (Mantı, Makarna, Börek vs) : Evine bağlı, yumuşak huylu, fazla duygusal, insan ilişkileri iyi olan fakat başka fikirlerden çabuk etkilenen, geleneklere bağlı bir yapıda olurlarmış.
- Et Yemekleri (Kebap, köfte, ızgara vs) : Sinirli fakat yerine göre öfke kontrolünü sağlayabilen, şüpheci, titiz bazen geçimi zor, kuralcı, hırçın, dürüst, kendine güvenen bir yapıda olurlarmış.
- Sebze Yemekleri : Mantıklı, bazen fazla inatçı, kararlı ve idealist, aceleci, merhametli, becerikli, insanların sevgisini çabuk kazanan, etrafında beğenilen bir yapıda olurlarmış.
- Baklagiller : Kimse hakkında kötülük düşünmeyen, saf, iyilik sever, insanlara çabuk kanan, kırılgan ve yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen hayatı ve insanları seven bir yapıda olurlarmış.
- Fast Food (Abur cubur) : Kafası karışık ve ne istediğini bilmeyen. Aksi, mutsuz, depresif, hastalıklara açık, hafıza sorunları yaşayan. Kısa süreli arkadaşlıkları olan bir yapıda olurlarmış.
Etiketler:
Püf Noktalar
25 Eylül 2009 Cuma
Yemek pişirmek için 20 farklı öneri
Herkes yemek pişirebilir ama bazılarının pişirdiği tadından yenmez! Yemek pişirmek öyle bir meziyet ki kimilerine göre bir sanat.1. Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışarıdan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.
2. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.
3. Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar yaratın.
4. Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.
5. Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.
BİR DE FIRINLAYARAK DENEYİN
6. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.
7. Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.
8. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.
9. Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt tercih edin.
10. Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates, biber, kabak, mantar, soğan dahil tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.
POSALARI KEKE İLAVE EDİN
11. Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık ateşte pişirme yöntemi uygulayın.
12. Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.
13. Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.
14. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz.
15. Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın. Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.
KURU MEYVELERDEN TATLI
16. Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri, biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki yüzünü pişirin.
17. Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.
18. Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin.
19. Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın .
20. Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.
Etiketler:
Püf Noktalar
24 Eylül 2009 Perşembe
Mevsimine göre beslenelim.

EKİM
Balık: Pamatu, lüfer, istavrit, barbunya, kılıç, mercan, sardalye.
Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana,kıvırcık salata, kırmızı turp, karnabahar, havuç.
Meyve: Armut, ceviz, üzüm,elma, greyfurt, mandalina, muz.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Ekim ayında omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol boltüketin. Ayrıca mantarlı nefisyemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, etve sebzelere çok yakışır. Mantarı ızgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.
KASIM
Balık: Mezgit, ringa
Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yeralması, havuç,ıspanak, karnabahar, pazı.
Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi,greyfurt, Trabzon hurması.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastasıile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebzeyemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.
ARALIK
Balık: Levrek.
Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası,karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.
Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane,greyfurt, ayva, Trabzon hurması.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin.Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yoğurt, muz, elma ve kuruyemişleri bol tüketin.
OCAK
Balık: Kefal, tekir,kırlangıç, strongilos, levrek,
Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanası, brokoli, havuç, pırasa,ıspanak,pazı, karaturp, kırmızı turp
Meyve: Elma,nar, portakal, armut, ayva, greyfurt
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Sebze ve et suyu ile hazırlanmış çorbaları sofranızdan eksik etmeyin.Hareketsiz geçen soğuk kış günlerinde çorbalar bağırsak sisteminidüzenler.Soğuk havalarda vücuda direnç veren balık ve baklagiller de en çoktüketilmesi gereken besinlerden.
ŞUBAT
Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüşbalığı,
Sebze: Brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, pazı, ıspanak, pırasa, pancar,defneyaprağı, havuç, turp.
Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanası, karnabahar vebrokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.
MART
Balık: Levrek, kalkan, kefal
Sebze: Ispanak, havuç, pırasa,kırmızı turp, brokoli.
Meyve: Elma, muz
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Mart, yaza hazırlık ayıdır. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tamzamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir okadar da direnç verici besinleri tüketmeye özengöstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.
NİSAN
Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya
Sebze: Taze soğan, tazesarımsak, kuşkonmaz,taze kekik, bakla, marul.
Meyve: Can erik
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etinitercih edin. Sütlü hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleriyatmadan önce bir bardak süt için. Hafif ama sağlıklı beslenerekve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.
MAYIS
Balık: Barbunya,levrek, kılıç, kırlangıç, dilbalığı,
Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci,domates,salatalık.
Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Çilek kısa ömürlü bir meyve. İçeriğindeki zengin vitamin (özellikle Cvitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçiş mevsiminde ortayaçıkan yorgunluk belirtilerini giderir.
HAZİRAN
Balık: Mercan, levrek, barbunya.
Sebze: Enginar, taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasınakadar), bezelye, kabak, patlıcan, sivribiber, domates, salatalık, kuzuıspanak, semizotu, rezene, marul,üzüm yaprağı, taze soğan, tazesarımsak,dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.
Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayısı, şeftali, dut.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Kısa ömürlü dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zenginvitamin ve mineral kaynağı.
TEMMUZ
Balık: Sardalya, barbunya, tekir, ıstakoz, böcek, pavurya.
Sebze: Domates, salatalık, bezelye, dereotu, kum havucu, tazefasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlıcan, semizotu, sivribiber, dolmalıkbiber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.
Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Semizotu, balıktan sonra en çok omega-3 içeren sebze. Vücut tarafındanüretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinselkarışıklığa ve bunamaya karşı ekili.
AĞUSTOS
Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye.
Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber,sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı salçalık biber.
Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bununyanısıra balık, zeytinyağlı sebze, hafif soslu makarnaları günlük öğünlerinize paylaştırın.
EYLÜL
Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.
Sebze: Mantar, patlıcan, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi,kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.
Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.Bolbalık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklıbeslenin. Mürdüm erik ve fındığı hergün belli bir miktartüketmeye özen gösterin.
Önemli bilgiler :
Önemli bilgiler :
Bir kere vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur!
Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!
Meyveler mükemmel lif kaynağıdır!
Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!
Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar!
(Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)
Bol miktarda antioksidan içerirler!
Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!
Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!
Meyveler mükemmel lif kaynağıdır!
Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!
Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar!
(Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)
Bol miktarda antioksidan içerirler!
Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!
Etiketler:
Püf Noktalar
Yemek pişirmek bir sanattır.

Yemek pişirmek aşktır…
Zaten içine sevgi katılmayan, aşk ve tutku olmadan yapılan her iş sıradan değilmidir? Öylesine yapılmış alelade..
Emek vermeden, tutkuyla yapılmadan, içine kendini, sevgini katmadan yapılan hangi iş başarılı olmuştur ki.
Yemek yapmak, mutfakta olmak hep bir zorunluluk olarak gelmiştir bana.. hiçbir zaman ilgimi çeken bir alan olmamıştır.
İyi bir yemek yiyiciyimdir ben. Ama yediğim enfes bir tadı merak edip sormamışdır hiç, nasıl yapıldı diye? Nedense merak uyandırmamıştır bende mutfak.. Bahanelerimde hazırdır zaten her zaman.. öğrenciyim, çalışıyorum vakit mi var mutfakta birşeyler bişirmeye.. Annem çok hamarattır benim, inanılmaz leziz şeyler pişirir, belkide onun bu becerisi altında ezilmişimdir.. Evlenmeden önce annemin sitemlerinden biraz olsun kurtulabilmek için ucundan azıcık yardımcı olduğum, evlendikten sonra ise sudan çıkmış balığa döndüğüm yerdir mutfak..
Ne zor iştir yemek yapmak.. Saatlerce hazırlanması süren ve genelde sofraya oturduğumuzda yarım saatte tükettiğimiz, karnımızın doymasını sağlayan, ağzımızda leziz tadlar bırakan yemekler.. herkesin farklı damak zevklerini de unutmamak gerekli tabi..
Benim genel olarak yemeğe düşkünlüğüm yoktur.. farklı lezzetleri tatma merakımda yoktur. Gelenekçi ve tutucuyumdur yemek konusunda.. Bana göre yemek yemek bir ihtiyaçtır sadece. Yaşamak için nefes alıp verme gibi bişey.. o nedenle mutfakta fazlaca zaman geçirmenin de bir anlamı yoktu benim için..
Ama bu yıl acayip heyecan vermeye başladı bana yemek pişirmek, hamurla uğraşmak, üretmek, mutfakta olmak.. Mutfağımla barış imzaladım sanki.. evin en sevdiğim yeri oldu bir anda.. Mutfağıma alışma turlarım daha hamileliğimde başladı aslında.. küçük bir can vardı sorumlu olduğum. Hem sağlıklı hem leziz şeyler yapıp yedirmeliydim ona.. Helede yaptıklarım başkaları tarafından beğenildikçe, övgüler aldıkça acayip heves geldi bana.. sürekli aklım yeni bir şeyler öğrenip pişirmekte..
Yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere ben mutfak konusunda usta yada gurme değilim.. öğrenme hevesiyle yanıp tutuşan meraklı bir öğrenciyim sadece.. Ama annem el verdi sanırım bana.. Yaptıklarımda lezzetli yabana atılır cinsten değil hani..
Denemelerimi burada paylaşmak istiyorum. Benimle birlikte yeni lezzetler öğrenmeye varmısın yokmusun?
Zaten içine sevgi katılmayan, aşk ve tutku olmadan yapılan her iş sıradan değilmidir? Öylesine yapılmış alelade..
Emek vermeden, tutkuyla yapılmadan, içine kendini, sevgini katmadan yapılan hangi iş başarılı olmuştur ki.
Yemek yapmak, mutfakta olmak hep bir zorunluluk olarak gelmiştir bana.. hiçbir zaman ilgimi çeken bir alan olmamıştır.
İyi bir yemek yiyiciyimdir ben. Ama yediğim enfes bir tadı merak edip sormamışdır hiç, nasıl yapıldı diye? Nedense merak uyandırmamıştır bende mutfak.. Bahanelerimde hazırdır zaten her zaman.. öğrenciyim, çalışıyorum vakit mi var mutfakta birşeyler bişirmeye.. Annem çok hamarattır benim, inanılmaz leziz şeyler pişirir, belkide onun bu becerisi altında ezilmişimdir.. Evlenmeden önce annemin sitemlerinden biraz olsun kurtulabilmek için ucundan azıcık yardımcı olduğum, evlendikten sonra ise sudan çıkmış balığa döndüğüm yerdir mutfak..
Ne zor iştir yemek yapmak.. Saatlerce hazırlanması süren ve genelde sofraya oturduğumuzda yarım saatte tükettiğimiz, karnımızın doymasını sağlayan, ağzımızda leziz tadlar bırakan yemekler.. herkesin farklı damak zevklerini de unutmamak gerekli tabi..
Benim genel olarak yemeğe düşkünlüğüm yoktur.. farklı lezzetleri tatma merakımda yoktur. Gelenekçi ve tutucuyumdur yemek konusunda.. Bana göre yemek yemek bir ihtiyaçtır sadece. Yaşamak için nefes alıp verme gibi bişey.. o nedenle mutfakta fazlaca zaman geçirmenin de bir anlamı yoktu benim için..
Ama bu yıl acayip heyecan vermeye başladı bana yemek pişirmek, hamurla uğraşmak, üretmek, mutfakta olmak.. Mutfağımla barış imzaladım sanki.. evin en sevdiğim yeri oldu bir anda.. Mutfağıma alışma turlarım daha hamileliğimde başladı aslında.. küçük bir can vardı sorumlu olduğum. Hem sağlıklı hem leziz şeyler yapıp yedirmeliydim ona.. Helede yaptıklarım başkaları tarafından beğenildikçe, övgüler aldıkça acayip heves geldi bana.. sürekli aklım yeni bir şeyler öğrenip pişirmekte..
Yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere ben mutfak konusunda usta yada gurme değilim.. öğrenme hevesiyle yanıp tutuşan meraklı bir öğrenciyim sadece.. Ama annem el verdi sanırım bana.. Yaptıklarımda lezzetli yabana atılır cinsten değil hani..
Denemelerimi burada paylaşmak istiyorum. Benimle birlikte yeni lezzetler öğrenmeye varmısın yokmusun?
Etiketler:
Püf Noktalar
23 Eylül 2009 Çarşamba
Çikolata... (hımm bayılırım)
Pek çok sırrı çözülememiş büyülü bir lezzet dünyası...Bazen en güçlü aşkların ifadesi, bazen aşk acısının en güçlü ilacı.
Yüzyıllardır onunla anlam kazandı sözler, dokunuşlar mutluluklar...
Çikolatanın tarihi 19. yüzyılda başlar, ama öyküsü çok daha eskilere dayanır... İspanyol kaşifler Christophe Colomb ve Hernan Cortes, 16. yüzyılda orta Amerika'ya yaptıkları gezilerden yanlarında bir içecekle döndüler. "Çokalatl" isimli bu içecek, Mayalar ile Aztekler'in kakoa çekirdeklerinden elde ettikleri bir içecekti. Fransa'ya ve Avrupa'nın öteki ülkelerine ancak 17. yüzyılda, yani neredeyse 100 yıl sonra yayılabilen Çokolatl'a, 1700'lerde İngilizler süt de ilave ederek tadını geliştirdiler.
Yumuşak, tatlı ve yenilebilir çikolata yapma yöntemi, 19. yüzyılın ortalarında, Deivid Chaillou tarafından bulundu. 1825'te Antoine Brutus Menier, Noisel-sur-Marne'de ilk çikolata fabrikasını kurdu. Böylelikle çikolatanın büyüsü tüm Dünya'ya yayılmaya başladı.
Çikolata büyük küçük herkesin vazgeçilmezi. Ama özellikle çocuklara kaliteli çikolata yedirmek önemli.
Kaliteli Çikolata Nasıl Olmalıdır?
Kaliteli çikolata 5 duyumuza da seslenmelidir;
Koku: Aynen şarapta olduğu gibi meyve, ağaç, tütün, karamel ve daha birçok koku içerebilir. Önemli olan bunların dengesidir.
Görünüm: Parlaktır, kırıldığında içi ağaç kabuğunu andırır. Kahverengisinin tonu kızıla çalan çikolatalarda genelde daha kaliteli kakao çekirdeği kullanılmıştır.
Dokunma: Kaliteli çikolata elle tutulursa birkaç saniyede erimeye başlar. Bunun nedeni kakao yağının 34ºC de erimesidir. Hızlı erime çikolatanın kalitesi için bir göstergedir ve çikolatada yüksek oranda kakao yağı kullanıldığının bir kanıtıdır.
Ses: Gerçek çikolata kırıldığında farklı bir çıtırtı duyulur. Bu kakao yağında bulunan kristallerden kaynaklanır.
Tat: Gerçek çikolatanın en belirgin özelliği dilimizin üstünde bulunan zerreciklerin asla algılayamayacağı kadar pürüzsüz ve yumuşak olmasıdır. Ağzınızda erirken yapışkanlı yağlı bir tat bırakmamalı ve bu aşamada içindeki aromaları da açığa vurmalıdır.
Etiketler:
Püf Noktalar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


