8 Haziran 2016 Çarşamba

Şeker kızım, bal kızım




24.08.2012 tarihinde kızıma hamileyken yazdığım yazılardan biri : 

Bu hafta hamileliğimin 26. Haftasındayım. Uykuları çok seven ben, geceleri pek derin uyuyamıyorum, sık sık uyanıyorum. Bazen sabaha karşı uykum kaçıyor. Sağa- sola sürekli dönüp duruyorum. Göbeğimi koyacak yer bulamıyorum. Tekrar uyumakta güçlük çekiyorum. Bazen kızımda benimle birlikte uyanıyor o zaman türlü hayallere dalıp uykumu iyice kaçırıyorum. Balkon dahil, evin bütün odalarını dolaşıyorum.
Geçtiğimiz hafta tetanoz aşımın ikincisini oldum. Tetanoz aşısının tadını da unutmuşum bu arada, koluma epey ağrı yaptı ikinci aşı. Kesinlikle doğru, naz yapmıyorum ;) Geçtiğimiz hafta yaptırmam gereken testlerimde vardı. Hemogram ve şeker testlerimi yaptırdım. Şeker yüklemesinde ilk hamileliğimde olduğu gibi şekerim yine yüksek çıktı. Şeker bayramı ile birlikte şeker rahatsızlığım olduğunu da öğrenmiş oldum. Hamileliğe bağlı şeker sorunu yaşıyorum. Bu konuda önceden tecrübeli olduğumdan çokta üzülmedim, biraz diyet ve yediklerime dikkat ederek çok daha sağlıklı beslenip, bu sorunun üstesinden gelebilirim. Şeker oğlumdan sonra, şeker gibi bal bir kızımda olacak inşallah. Umarım her ikisinin de hayatı hep şeker tadında geçer ne diyim.. 
Kan testlerimde ise PLT trombosit değerim düşük çıktı biraz. Bu değer kandaki pıhtılaşmayı sağlayan pulcuklar anlamına geliyormuş. Şuan için yapılabilecek bir şey yok. Doğumum sezeryanla olacağı için, kan değerimi sürekli takip edeceğiz. İyi düşünüp, iyi olmasını değerlerimin düşmemesini, yükselmesini diliyorum.
Gelelim Umut’a, tatil artık bitiyor. Bundan tam 16 gün sonra bizim ilkokul maceramız başlıyor. Okullar 17 Eylül’de açılacak olmasına rağmen; biz bu yıl birinci sınıf olduğumuzdan, bir hafta önce başlayacağız. Bu bir hafta minikler için oryantasyon ve alışma süreci olacak. Bu yüzden çok heyecanlıyız. Umut alışkanlıklarına bağlı bir çocuk olduğundan ve neyle karşılaşacağını bilmediğinden, hem çok heyecanlı hem korkuyor. Eski okuluma gitseydim keşke diyor. Ya hiç arkadaşım olmazsa, öğretmen bana kızarsa diyor. Bu yüzden geçen gün belki biraz rahatlar diye yeni okuluna gittik. Nasıl sıkılgan, nasıl korkak gözlerle baktı etrafa. Teneffüs zili nasıl çalıyor, ben zil çalınca ne yapacağım diye sordu öğretmenlerine. Merak etme öğretmeniniz hepsini öğretecek dedi onlarda. Küçük dünyasında neleri takıyor, neleri büyütüyor acaba miniğim diye düşünmeden edemedim.
4+4+4 sistemi de heyecanımıza tuz biber oldu. Umut tam yaşında başlıyor olmasına rağmen; 60-72 ay çocuklarının da okula başlayacak olması ve ilköğretim müfredatında da bu uygulama ile değişiklikler yapılacaktır mutlaka, bu durumun bizi nasıl etkileyeceğini endişe ile bekliyorum. Yeni sistem ile ilgili okul yetkililerinin ve öğretmenlerinde çok fazla bilgisi olmayınca biz velilerin endişesi artıyor. Umarım bizim bu yıl başlayacağımız uzun yolculukta hep iyi insanlarla karşılaşırız, bal oğlum okulundan kazandıkları ile; iyi, başarılı, faydalı bir insan olabilir.
2012-2013 eğitim-öğretim yılı tüm çocuklarımız için verimli ve faydalı geçmesini umuyorum, hepsine şimdiden başarılar diliyorum.. 
 24.08.2012 


Tehlikeli renktir Beyaz



BEYAZ YALAN (Demet Kaytan)

Kitap seçimlerimde kapak çok etkili oluyor. İçerik tabiki önemli ancak sadece kapağına aldanıp alıp okuduğum kitaplarda yok değil hani. Beyaz yalan kitabı da böyle oldu, kitabın kapağı ve özellikle ismi beni cezbetti. Ama kitabın içeriği de en az kapak kadar hakkını veriyordu.  Kitapta Türk filmlerinin tadı var, okurken eski Türk filmlerini seyreder gibi keyif alınıyor. Hikaye, Mardin ve İstanbul arasında geçiyor. Alışılmamış bir aşk hikayesi, aşkın üzerine düşün kara bulutlar. Bunun yanında Mardin’de yaşanan insan ilişkileri.. Sadece roman değilde, tarihte okuyorsunuz yer yer.. Toplumun yapısı hakkında da çok güzel bilgiler vardı..

İşte benim kitapta çok güzel birkaç alıntı :
"Nefes alacak halim yokken, nefes olacaklarım vardı. Müebbet ömür biçilmişçesine, kendi hakkımda hüküm veremiyordum. Sayılı günler olan hayattan, sonsuz mutluluk bekledim. Oysa sonsuzluk garanti edilemezdi. Bu yüzden hayatta güvenmediğim tek şey; yarınlarımdı. Şimdi, gün yüzü görmemiş hayallerime akıyordu gözyaşlarım, yarınlarım için ağlıyordum. Müebbet yarınlarım…"

Hayattan çok şey beklemiyordu Zelal. Büyük hayalleri yoktu. Clark Gable bakışlı bir aşkı vardı. Tek istediği o şarkının bir ömür boyu kulaklarında yankılanmasıydı. Ama Zelal'in alın yazısı farklıydı, ne yaptıysa değiştiremedi. Kader dedikleri bu olsa gerekti. Oysa Zelal mucizelere inanırdı. İnsanın kaderini mucizeler değiştirebilirdi... Koca bir ömür, hayatı beyaz bir yalanın kanatlarında savruldu. Ne yere düşüyordu ne göğe ulaşıyordu. İşte o zaman anladı ki etrafında bu kadar ölen varken, yaşayan biri için ağlıyorsa gözleri, o aşk değildi; terk edilişti. Ağlatan her şey bir gün onu terk edecekti ve aşk bir rüyaydı, uyumadan göremezdi...
Bazen yarım kalmışlıklarımız gerçeğimiz olur. Bazen de tek gerçeğimiz kendimize söylediğimiz yalanlardır. Temizliğine aldanmayın, beyaz renkten her şey olur. Başörtü de olur duvak da, gelinlik de olur kefen de, en acısı da Beyaz Yalan olur… Tehlikeli renktir beyaz. 



7 Haziran 2016 Salı

Şu an seni seviyorsa daha ne olabilir ki?



O'nun ilk aşkı olmayabilirsin, son aşkı da;
hatta bir tanesi de, daha önce aşık oldu, tekrar olabilir....
Ama şu an seni seviyorsa daha ne olabilir ki?
Tıpkı senin gibi, o da mükemmel değil ve ikiniz birlikte asla mükemmel olamayabilirsiniz.
Ama şayet o seni güldürebiliyorsa, iki kez düşündürebiliyorsa -kabul edersin ki; insanlar hata yaparlar- onu seninle tutmaya çalış ve ona verebileceğin her şeyi ver. 
Seni günün her anında düşünmüyor olabilir ama sana kırabileceğini bildiği bir parçasını verecektir -kalbini.
Yaralama onu, değiştirmeye çalışma,
çözümlemeye kalkma ve verebileceğinden fazlasını bekleme.
seni mutlu ettiğinde gülümse, kızdırdığında fark etmesini sağla ve yokken özlediğini bil...
Bob Marley