19 Ocak 2010 Salı

Pratik bir tatlı...



Ballı Muzlu Tatlı
Canınız tatlımı çekti, yoksa tatlı krizine mi girdiniz? ama tatlı yapmak için ne vaktiniz nede sabrınız yokmu? ozaman taaaa tammmmm işte tam size göre bir tatlı.. Hem yapması çok pratik hemde çok lezzetli ve nefis bir tatlı...
Tarifine gelince; tarife gerek varmı acaba :) yinede isteyenler olabilir diye yazıyorum. 2-3 muz itina ile yuvarlak yuvarlak kesilir. Üzerine 2-3 yemek kaşığı bal gezdirilir. Bunun üzerine de dilerseniz kaymak. En üstede ceviz veya fındık koyabilirsiniz.. Kenarlarını da çilekle süsledik biz.. Zamanı değil aslında ama görünce dayanamadık..

12 Ocak 2010 Salı

Browni kurabiye

Yeni bir yılda yeni bir tarifle merhaba, Umarım yeni yılla bloğumda da biçok yenilikleri güzellikleri sizlerle daha fazla paylaşabilirim.
Kurabiyenin tarifi Zehra'ya ait. Benim en sevdiklerim arasında umarım sizde beğenirsiniz

31 Aralık 2009 Perşembe

Bir yılbaşı hikayesi

Adam 3 yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kağıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı...
Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip:
"Bu senin babacığım" dediğinde çok üzüldü.
Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece evvel yaptığından utanarak, kutuyu açtı.
Fakat kutunun içi boştu.

Hoşgeldin 2010



Yeni Yılda hayatı tutabilmek,
Sevgiyi kaçırmamak,
Keşke dememek için,
Umut'unuzu kaybetmeyin ve
Düşlerinizi ikiyle çarpın bu kez,
ve onları gerçekleştirecek zamanı ayırın kendinize...
Mutlu, Huzurlu Yıllar

28 Aralık 2009 Pazartesi

Hoş sohbet kahvaltı..


Hafta sonlarında en çok zaman menfumu olmamasını seviyorum.. Robot gibi kendimi programlamak zorunda değilim. Kalkış saatim gibi mesela.. Birde en çok kahvaltılarını seviyorum haftasonlarının.. Genelde hafta içi kahvaltı yapamadığımızdan belki.. Belkide acele acele bişeyler atıştırma zorunluluğum olmadığından.. Kahvaltı en sevdiğim öğün aslında ama hafta sonu kahvaltılarının yeri bir başka. Birde  hoş sohbet arkadaşlarla olursa doyulmaz bir keyif haline geliyor.. Cumartesi Filiz bizi misafir etti. Bol çeşit vardı masada.. En güzeli taze ekmek çeşitleriydi..
Kahvaltı sofrasından ne tarif verebilirim diye düşündüm. Kremalı patateste karar kıldım. Genelde et yemeklerinin yanına garnitür olarak hazırlanır ama kahvaltıda büyük bir iştahla yenildi.

KREMALI PATATES : Kullanacağınız tepsiyi hafifçe yağlayın. 5-6 adet orta boy patatesi halka halka doğrayın. Patatesleri yıkayıp, tuz ve karabiber ile harmanlayın. Yağlamış olduğunuz tepsiye patatesleri dizin. Küçük kutularda satılan 1 paket kremayı patateslerin üzerine yayın.

En üstede rendelenmiş kaşar peyniri serpin. 200 derecelik fırında üstleri kızarana dek pişirin..

27 Aralık 2009 Pazar

Avucunuzu açmayı denediniz mi?


Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur.
Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.
Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:
-Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,
-Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,
-Okumadığımız kitaplara sahip olmak
-Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak
-Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,
-Dünyalarına ve güzelliklerine katılamadığımız, asla yeterli vakit ayıramadığımız, başarılı ve diğerlerininkinden daha güzel çocuklara sahip olmak,
-Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,
-Sağlığımıza, düzenimize, beynimize korkunç zararlar verse bile gösterişli, dekoratif irili ufaklı anlık zaaflarımızla aldıgımız , bu da olsun diye aldıgımız ,
bir sürü esyaya sahip olmak,
-Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak...

Ya da sahip olduğumuzu sanmak...
O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz?
Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?
Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek...

25 Aralık 2009 Cuma

Sizce ne bu güzeller?


Oğluma sorarsanız minik karpuz :)
Evet evet şifa deposu turp bunlar...
Turp salatası kış aylarının vazgeçilmezi bizde.. Özellikle havuçla rendelenmiş olarak.
Bu turbu ise geçen gün salata malzemeleri aldığım pazarcı çok fazla almam konusunda ısrar edince aldım.
Çok lezzetli olduğunu söğüş şeklinde doğramamı o şekilde yenildiğini söyledi.. Tadı diğer turplardan çok farklı gelmedi bana ama görüntü nefisti.. Salatalar için çok güzel bir dekoratif bence...

İster yeşil salataya süs olarak kullanın, isterseniz rendelenmiş olarak yiyin, özellikle kış aylarında turbu sofranızdan eksik etmeyin.

Turp, şifa aşılayan sayısız özelliklerinin yanı sıra karaciğerin en yakın dostu olarak da biliniyor. Her gün içilen 1 kahve fincanı turp suyu karaciğeri güçlendirip safra kesesindeki taşları eritiyor. Ayrıca, soğuk algınlığı sebebiyle ortaya çıkan inatçı öksürükte 1 tatlı kaşığı turp suyu içmek, öksürük şurubu kadar etkili. Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesini sağlar. Romatizma, siyatik, lumbago tedavilerinde kullanılır. Kabızlığı giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yatmadan önce bir bardak turp suyu içilirse, rahat bir uyku sağlar.

Bende de bir alışkanlık var, bir yiyecekten bahsederken yararlarını araştırmadan, söylemeden edemiyorum. Yemek yemek bir vazife niye yapıyoruz bu vazifeyi bak şu şu yararları olduğu için der gibiyim :) ama elimde değil öyleyim :)